19 Ağustos 2010 Perşembe

saçmalıklar silsilesi-sabah sabah ne ayak?

ikindide uyanınca insan sabah ezanı okunmuş da olsa ki sabah ezanının bende ayrı bi uyutucu etkisi vardır yine de uyuyamadım. güle konuşa geçen sahurdan sora biricik yeğenlerim ve ilkokuldan beri sevgiyle kucakladığım arkadaşımla beraber. işte ezan mezan bi yarım saat daha takıldık bunlar uyudu tabi. kimse senin gibi ikindide kalkmıo hanfendi de diyebilirsin dear dear. anlayışla karşılıyorum. neyse benim gözler faltaşı. dedim bisikletime bineyim. hemen atladığım gibi ver elini sahil.


benim bi dedem var. 100 yaşlarında falan. dün iftardan sonra büyük ablam geldi bize. e heralde size gelicek nereye gelicek diye hiddetlenme hemen. ablacığım evli koca koca çocukları var ve evet ben bir teyzeyim :A neyse ablam geldi deden(m)le bi konuş ilgilen bak senden bahsediyo "betül de okuyo maşallah" diye seviniyo adamcağız... bişeyler bişeyler. dedim abla iyi diyosun da dedemin kulakları duymaz. beni gördüğünde hatice ablamla karıştırır. aa hatice sen misin yapar. ben ona bağıra çağıra betül olduğumu anlatana kadar bütün pendik beni tanımış olur. neyse böyle cevap versem de aslında ben de içten içe üzülüyorum hep. hani böyle çarşıda pazarda ya da mahallede görüyorum aaa dedecim diye atlamıyorum boynuna yüzüne bakıp gülümsemiyorum bile. o ortamda biri bilse onla benim dede torun olduğumuzu beni çok ayıplar. ama dedem kendi halindedir. hiç onla öpmeli koklamalı bi diyaloğumuz olmadı. marjinaldir biraz. ama seviyorum bana harçlık vermese de :P bi de geceleri o da uyumaz hep elinde baston bahçede dolanır durur. dedemle ortak yönümüz olduğu için buruk bi mutluluk oluyor. ama o gündüz de gezer ne zaman uyur bilmiyorum. neyse bak nasıl bağliycam gör. şimdi ben bisikleti aldım bahçeden çıkartıcam, arkadan dedemin baston sesi geliyor. baston dediysem tık tık değil böyle metalin betona vurması gibi şık şık. baston nası bişeydi incelemedim hiç. neyse böyle belli aralıklarla ritmik bi şekilde gelen şık şık sesi ben kapıdan çıkmak üzereyken kesildi. kapıyı açtım bisikleti çıkarttım kapıyı örttüm ve nihayet bana şaşkın şaşkın bakan dedeme büyük bi gülümsemeyle el salladım. o da bana başıyla eyvallah dedi. eneeğğğm. o an çok mutlu oldum. çok duygulandım. bi da hep gülümsiycem ona konuşmasam da beni tanımasa da.. seni çook seviyorum dedem. oyyy. :)


işte böyle manevi duygularla sahile indim sokaklar falan bomboş yarım bi aydınlık var. çok özgür hissettim kendimi. ama yusuf yusuf da olmadım değil uyanık adamlar gördükçe. çok komik bişey gördüm anlatiyim. sahilde çardaklar var. bi tane çardakta iki adam peşpeşe yatmışlar. ikisi de koyu saçlı aynı kilo ve boylarda açık renk gömlek ve koyu renk kot pantalon giymişler. ve ikiside ellerini yastık yapıp kıçlarını dönmüşler. komik bi manzaraydı :D şaşakaldım böyle noluyo lan diye:D

kargalarla ilgili değişik bi şey öğrendim. sahur vaktini beklerken konuşuyor idik. (sahilde karga görünce anlatasım geldi) kargalar direk göze saldırırlarmış. laf tabi besle kargayı oysun gözünüye geldi. annem dönüp demesin mi "sen de bizim gözümüz oyuyorsun değil mi?" ne kadar yanlış. bi anne bunu der mi. ama dedi işte ben de heman "beslediğine o kadar eminsin yani?" dedim tabi burda mecazi bi beslemek tabiri var. yoksa cılız biri değilim gayet semiz ve dolgun bir yapım var :D neyse gerçi onda bu kinayemi anliicak kapasiteyi görmüyorum ama olsun. sora laf karganın gaklamasına geldi. şimdi efendim övünmek gibi olmasın ama benim anacağım dini bütün bi insandır.( acaba benim çocuğum da benim için böyle diyebilecek mi diye iç geçirdim bir an) böyle konuşurken dini mesajlar vermeyi ihmal etmez. hadi bak karganın gak demesiyle hak dediğini çıkartabiliriz ama benim ileri zekalı annem "kalk"ı da düşünmüş. ve tabi sivri zekalı ve ortak genlerimiz olmasından her zamn gurur duyduğum yeğenim lafı koydu. "iyi de anane karganın türkçe konuştuğunu nerden biliyorsun" ahahahaha bir mutlu oldum bir göysüm gabardı :D:D( bu cümleyi yahşi batıdaki şerifin sesiyle hayal edin:D) tabi annem hala ama kalk kalk diyo işte diye ısrar ayaklarında. annemin sevmediğim huylarından biri. yanlışını asla kabul etmez. önüne bilimsel sonuçlar koy yok ı ıh annem yine diretir. oof anne oof. bazen çok korkuyorum yaşlanınca ben de öyle olucam diye.


neyse sahilden çıktım çarşıya girdim. vitrinlere bakına bakına ilerliyorum. amanın bi de ne göriyim. çoh güzel bi entari. oy aman amaaan diye bakakaldım. ortalarda da kimseler yokken bisikleti vitrine yanaştırdım öküz gibi baktım durdum. üstelik fiyatı yarıya düşmüş alsam alırım. ama öle bizim örfümüz adetimiz kaldırmaz o kıyafeti. böyle şey hayal ettim. bi tekne turundayım bi elimde meyve suyum bi elim konuşmama yardımcı jestlerle hoş bir eda katıyor şuh kahkahalarıma. çüş ne diyorum lan ben :D:D neyse işte anca öyle bi şey olcak da giycem ama çok beğendim çok hoşuma gitti. acaba alsam mı diye düşünürkene ilerde bi abiye gördüm. huuuv o neydi yareppim çok sade naif şık.. boynundaki inci detayı biraz tadımı kaçırdı ama böle bi düğün olsa da giyseydim dedim. gerçi amcamın kızı ramazandan 20 gün sora evleniyo. neyse içimden keşke telefonumu ya da fotoğraf makinamı alsaydım diye geçirirken ilk gördüğüm elbisenin yanına gittim tekrar baktım tekrar ağzımın suyu aktı. sora dedim kendi kendime neden gidip eve almıyorum ki? hem evdekilere de sorarım.

eve gidiyorum yaldır yaldır. çok eğlenceli bi şey keşfettim. bisikletimin önüne çıkan güvercinlerin uçuşması çok keyifli geldi bana. sonra ben pislik yapıp onların üzerine sürmeye devam ettim :L çok kötüyüm lan ben. ama çok eğlenceliydi. :D bu arada indirim indirim diyolar hakketen indirim var yani. uzun zamandır çarşıya pazara çıkmadığımdan mütevellit farkına varamadım. gerçi bu gün nasipse kot alacağım. aylardır daha zayıflarım ki ben diyerek almıyordum ama baktım şu sıralar kilo almaya başladım hemen alayım da kurtulayım dedim umarım allahm yareppim nolursun beğenirm de alırım. hep şu olur: sadece gezmek bakınmak için çıktığın zaman bi sürü şey beğenirsin ama sıra alış verişe geldiğinde illa herşeyde bi kusur olur. hiç sevmiyorum bu durumu :K gerçi yalovadayken maviden ve livesdan beğendiklerim olmuştu. istediğim basit aslında normal bel normal paça koyu renk böyle lap lacivert kot pantolon. ama heryerde yok zıkkım olası. gerçi bu gün şart değil serbest insanım ben hani recep ivedik 3te yapıyo ya serbest meslek oooh  serbest yani :D tam olarak böyle olduğundan emin değilim ama kastettiğim anlaşılmıştır heralde.

eve gittim aldım telefonumu. fotoğraf makinamı almadım çünkü şarjı yoktu. neyse yaldır yaldır mağzanın önüne gittim. çektim bi güzel. belki bu gün gider denerim lan. benim öyle piskopatça bi huyum vardır bişeyi çok beğendiysem ama alamıyosam( çok pahalıdır veya giyemiyceğim kadar açıktır veya pek sık giyemeyeceğimdir yani alsam bi anlamı olmazdır) gider denerim abi. aynada bakarım. bi kaç saniye mutlu olurum. sora çıkar giderim. böyle de gerizekalıyım işte :D



pendik uyanmaya başlamıştı artık. otobüs seferleri başlamış sportmen insanlar yürüyüşlerine çıkmışlardı bile. ve özgürlüğümün yavaş yavaş daraldığını hissediyordum. dönmekten başka çarem yoktu. bir zaferden döner gibi yorgun fakat tatminkar bir ruh hali ile evime döndüm. bisikletimi atımı bağlıyormuşcasına bağladım. bu asil havam aynada kendimi görünceye kadar devam etti ne yazıkki saçlarım karmakarışık olmuş perçemlerim geriye meyletmişlerdi. odaya girdim maalesef odam diyemiyorum bu da benim kanayan yaralarımdan biridir. neyse herkes mışıl mışıl uyuyor tabi. fazla vakit kaybetmeden bilgisayarı açtım. ve yazmaya başladım.

dear dear, yazılarımın gittikçe uzuyor olması beni korkutuyor. eğer sıkıyorsam bunu içine atma. paylaş..

ve dear dear günaydın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder